Nisan 1999’da yapılan seçimlerde, DSP, MHP, ANAP, DYP yüzde 10 ülke seçim barajını aştı. Milletvekili kazandı.  

Fakat tek başına iktidara gelen parti olmadı. 

Seçimlerde birinci parti olan DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in başbakanlığında DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükümeti kuruldu.  

Koalisyon hükümeti, uyum içinde çalışamadı. 

2000 ve 2001’de, iki büyük ekonomik kriz yaşandı. 

Ülke ve halk, yüzde 40’lar düzeyinde yoksullaştı. 

Binlerce insan işini kaybetti.  

Üstüne üstlük bir de koalisyonu oluşturan partilerin bazı bakanlarının adları yolsuzluk olaylarına karıştı. Adları yolsuzluk olaylarına karışan bakanlar istifa ettiler.  

Ülkeyi ekonomik krize sokan, yoksullaştıran Koalisyon Hükümeti, dışarıdan borç aramaya başladı. 

Uluslararası tefeci kuruluşlar olan İMF ve Dünya Bankası’nın kapsını çaldı. Borç para istedi. 

İMF ve Dünya Bankası, borç verme karşılığında; Türkiye’de tütün ve şeker pancarı üretimine sınırlama ve kota getirilmesini istedi.  

DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükümeti, İMF ve Dünya Bankası’nın isteklerini kabul etti. Tütün ve şeker pancarı ekimine sınırlama ve kota uygulandı, 

Ekonomik krize giren küçük esnaf ve iş adamları, 

Yoksullaşan kamu çalışanları,  

İşini kaybeden işçiler,  

Geçimini tütün ve şeker pancarı yetiştirerek sağlayan köylerde yaşayanlar,  

Koalisyonu oluşturan DSP’ye, MHP’ye, ANAP’a, Meclis’te halkın hakkını savunmayan, Ana Muhalefet partisi DYP’ye, karşı tepki ve öfke duymaya başladılar. 

3 Kasım 2002 tarihinde seçimler yapıldı.  

Seçimleri öncesi halkın gündeminde yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar vardı. Halkın, Koalisyonu oluşturan DSP, MHP ANAP’a, Ana Muhalefet partisi DYP’ye duydukları tepki ve öfke vardı. 

Seçimlerde koalisyonu oluşturan DSP, MHP, ANAP, Ana Muhalefet partisi DYP yüzde 10 ülke seçim barajını aşamadılar. Milletvekili kazanamadılar. Meclis’in dışında kaldılar.   

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimlerde halkın gündemi üzerine siyaset yaptı. 

Yırtık ayakkabı giyerek okula gittim. Simit satarak harçlığımı kazandım. Yoksul yoksulun halinden anlar. İktidar olmak yoksulluğu, yolsuzluğu, yasakları ortadan kaldırma,  

Türkiye’yi geliştirme, kalkındırma, zenginleştirme, aş ve iş sorunu çözme,  

Demokrasi ve hukuku geliştirmek, hak ve özgürlükleri güvence altına alma, Türkiye Cumhuriyeti’ni ileri demokrasi ülkesi yapmak sözünü verdi.    

Arayış içinde olan irfan ve vicdan sahibi halkımız, seçimlerde AKP’ye oy verdi. AKP seçimlerde birinci parti oldu. %34.3 oy aldı. Toplam 550 milletvekilinin 363’nü kazandı. Büyük bir Meclis çoğunluğu ile tek başına iktidar geldi. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlık koltuğuna oturdu.  

CHP ikinci parti oldu. %19.39 oy aldı. 176 milletvekili kazandı. 

AKP, Erdoğan’ın yönetiminde 2007, 2011 ve 2015 seçimlerinde de irfan ve vicdan sahibi halkımızın oyunu aldı. Tek başına iktidar oldu.   

Demokrasi ve hukuku geliştirme, hak ve özgürlükleri geliştirme güvence altına alma, Türkiye’yi ileri demokrasi ülkesi yapma sözünü vererek, irfan ve vicdan sahibi halkımızın oyunu alıp iktidara gelen Erdoğan’ın isteği ile 17 Nisan 2017 tarihinde Anayasa Referandumu yapıldı. Referandumda kabul edilen anayasa değişikliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti yönetim anlayışı, yapılanma ve işleyişi değiştirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin tek kişinin aldığı kararlarla yönetilen, hukuksuz anti-demokratik bir yönetim anlayışı olan, Partili Cumhurbaşkanlığı HükümetSistemine geçildi.   

24 Haziran 2018 tarihinde seçimler yapıldı. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partili hükümet sistemi cumhurbaşkanı seçildi. Türkiye Cumhuriyeti’ni tek başına aldığı kararla yönetmeye başladı. 

 

  • Erdoğan’ın söyledikleriyle yaptıklarının aynı olmaması, verdiği sözlerinin tersini yapmış olması, büyük bir vefasızlık ve nankörlüktür.