Dünya bazen kocaman bir labirent gibidir. Yolları karmaşık, mesafeleri uzun, basamakları yüksek, kapıları ağırdır. Kimileri bu yollarda koşarak ilerlerken kimileri bir adım atabilmek için büyük mücadeleler verir.
HAYALLERİN ENGELİ YOKTUR
Bazı çocuklar hayata adımlarıyla değil, hayallerinin kanatlarıyla tutunur. Çünkü insanın bedeni sınırlanabilir ama düşlerine sınır çizilemez.
Dünya bazen kocaman bir labirent gibidir. Yolları karmaşık, mesafeleri uzun, basamakları yüksek, kapıları ağırdır. Kimileri bu yollarda koşarak ilerlerken kimileri bir adım atabilmek için büyük mücadeleler verir.
Ama bazı çocuklar vardır ki onların dünyasında mesafeler ayaklarla değil, hayallerle aşılır. Gökyüzüne ulaşmak için kanatlara, uzaklara gitmek için yollara ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların yüreklerinde hiçbir engelin durduramayacağı kocaman bir umut yaşar.
Bir engelli çocuğun dünyasına girdiğinizde, gözlerinde saklı o ışığı görebilirseniz hayatın ne kadar farklı anlamlar taşıdığını anlarsınız.
Dışarıdan bakanlar belki bir tekerlekli sandalye, beyaz bir baston ya da konuşmakta güçlük çeken bir çocuk görür. Oysa o küçücük bedenin içinde kocaman bir dünya, anlatılmayı bekleyen binlerce hikâye, gerçekleşmeyi bekleyen sayısız hayal vardır.
Çünkü bir çocuğun gerçek dünyası, bedeninin yapabildikleriyle değil, yüreğinin taşıdığı umutlarla ölçülür.
Hayallerin sınır tanımadığı bir dünya
Belki sokakta arkadaşlarıyla koşamaz ama hayallerinde dünyanın en hızlı koşucusudur.
Belki bir futbol topunun peşinden gidemez ama düşlerinde binlerce kişinin alkışladığı bir futbolcudur.
Belki bir dağın zirvesine tırmanamaz ama hayalinde bulutların üzerine çıkar, oradan bütün dünyayı seyreder.
Belki denizin dalgalarına kulaç atamaz ama düşlerinde uçsuz bucaksız maviliklerde özgürce yüzer.
Çünkü hayallerin ne merdiveni vardır ne de aşılmaz duvarları…
Orada herkes özgürdür. Her çocuk koşabilir, uçabilir, gülebilir ve kendi hikâyesinin kahramanı olabilir.
Bir kâğıda resim çizerken yalnızca renkleri buluşturmaz; içinde biriktirdiği sevgiyi, özlemi ve umudu anlatır.
Bir şarkı dinlerken yalnızca notalara eşlik etmez; bazen o melodinin kanatlarına tutunup hiç görmediği diyarlara yolculuk eder.
Ve belki de kimsenin fark etmediği bir anda, sessizce kendi kendine fısıldar:
"Ben de buradayım. Benim de hayallerim, umutlarım ve yaşamak istediğim güzel bir hayatım var."
Asıl engel nerede?
Bir düşünelim…
Engel, yürüyemeyen bir çocuğun ayaklarında mı, yoksa onun geçebileceği bir yolu yapmayan toplumda mı?
Engel, göremeyen bir çocuğun gözlerinde mi, yoksa onun dünyasını aydınlatacak imkânları sunmayan anlayışta mı?
Engel, konuşmakta zorlanan bir çocuğun dudaklarında mı, yoksa onu sabırla dinlemeyen insanların duyarsızlığında mı?
Asıl mesele, engelli çocukların neleri yapamadığı değil, bizim onların yapabilecekleri için ne kadar imkân oluşturduğumuzdur.
Onların acınmaya değil, anlaşılmaya; dışlanmaya değil, hayatın içinde eşit fırsatlarla yer almaya ihtiyaçları vardır.
Bir çocuğun hayalini gerçekleştirmesi için bazen erişilebilir bir okul, bazen uygun bir oyun parkı, bazen de kendisine inanan bir öğretmen yeterlidir.
Bir çocuğun hayalini kırmayın
Unutmayalım ki her çocuk, dünyaya kendi rengini katmak için gelir.
Kimisi koşarak, kimisi yürüyerek, kimisi tekerlekli sandalyesiyle, kimisi de farklı iletişim yollarıyla hayatın içinde yerini alır.
Ama hepsinin ortak bir isteği vardır: Sevilmek, anlaşılmak, başarmak ve mutlu olmak…
Bir çocuğun önüne aşamayacağı duvarlar örmek yerine ona yeni kapılar açmalıyız.
Hayallerini küçümsemek yerine cesaretlendirmeli, eksiklerini saymak yerine yeteneklerini keşfetmeliyiz.
Çünkü bugün bir köşede sessizce resim yapan çocuk, yarının büyük ressamı olabilir. Bir melodiyi yüreğinde yaşatan çocuk, yarının unutulmaz bestecisi olabilir.
Yeter ki biz onların önündeki engelleri kaldırmayı bilelim.
Ve unutmayalım…
Bir çocuğun yürüyememesi, hayallerinin yol alamayacağı anlamına gelmez.
Görememesi, güzel bir geleceği düşleyemeyeceği anlamına gelmez.
Konuşamaması, anlatacak bir hikâyesinin olmadığı anlamına hiç gelmez.
Çünkü engel, hayal kuran çocukların yüreğinde değil; onların hayallerine yer açamayan dünyadadır.
Bırakın çocuklar hayal kursun…
Bırakın umutları gökyüzüne yükselsin…
Ve biz, o gökyüzüne uzanan kanatların önüne engel olmak yerine, onlara rüzgâr olalım.