Toplum olarak bazen unuttuğumuz önemli bir gerçek var. Aramızda özel ilgiye, anlayışa ve desteğe ihtiyaç duyan evlatlarımız, kardeşlerimiz ve dostlarımız bulunuyor.
SEVGİ, BÜTÜN ENGELLERİN ÜSTÜNDEDİR
Özel evlatlarımızın ihtiyacı acınmak değil; anlaşılmak, sevilmek ve hayatın içinde hak ettikleri yeri bulmaktır.
Her insan dünyaya farklı özelliklerle, farklı yeteneklerle ve kendine özgü bir güzellikle gelir. Kimimiz hayata koşarak başlarız, kimimiz yürümekte zorlanırız. Kimimiz ellerimizle dokunuruz hayata, kimimiz yüreğimizle... Ama hepimizin ortak bir yanı vardır: Sevilmek, anlaşılmak, değer görmek ve mutlu olmak.
Toplum olarak bazen unuttuğumuz önemli bir gerçek var. Aramızda özel ilgiye, anlayışa ve desteğe ihtiyaç duyan evlatlarımız, kardeşlerimiz ve dostlarımız bulunuyor. Onlar da bu hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. Hayalleri, umutları, sevinçleri ve zaman zaman içlerine attıkları kırgınlıkları vardır.
Unutmayalım ki insanı değerli kılan bedensel özellikleri değil, taşıdığı yürek ve sahip olduğu insanlık onurudur.
SEVGİNİN ÖNÜNDE HİÇBİR ENGEL DURAMAZ
Hayatın telaşı içerisinde çoğu zaman birbirimizi anlamayı, dinlemeyi, hatta içtenlikle gülümsemeyi bile unutuyoruz. Günlük kaygılar, geçim sıkıntıları ve bitmek bilmeyen koşuşturmalar arasında sevginin ne kadar kıymetli olduğunu gözden kaçırıyoruz.
Oysa özel gereksinimli bir çocuğun yüzündeki tebessüm, bir annenin evladına sarılışı, bir babanın çocuğunun başarısıyla gururlanışı bize hayatın gerçek güzelliğini hatırlatır.
Bazen bir bakış, bazen sıcacık bir gülümseme, bazen de içtenlikle söylenen birkaç kelime bir insanın dünyasını değiştirmeye yeter.
Özel evlatlarımızın bizden beklediği çok büyük şeyler değildir. Onlar da herkes gibi anlaşılmak, arkadaş edinmek, eğitim görmek, sevilmek ve toplumun içerisinde kendilerine yer bulmak isterler.
Her özel gereksinimli bireyin farklı bir kişiliği, yeteneği ve hayata bakışı vardır. Onları yalnızca engelleriyle değil, bütün özellikleriyle tanımak ve anlamak zorundayız.
Çünkü sevgi, insanları birbirine yaklaştıran en güçlü köprüdür.
ACIMAK DEĞİL, ANLAMAK GEREKİR
Özel gereksinimli bireylere gösterilen ilgi ve özen bir lütuf değildir. Bu, insan olmanın, vicdan sahibi olmanın ve adalet duygusunun gereğidir.
Onlara acıyarak bakmak yerine hayatlarını kolaylaştırmalıyız. Dışlamak yerine aramıza almalıyız. Yapamayacaklarını düşünmek yerine başarabilecekleri alanlarda desteklemeliyiz.
Bir çocuğun engeli nedeniyle eğitimden uzak kalması, bir gencin fiziksel koşullar yüzünden sosyal hayata katılamaması, bir insanın farklılığı nedeniyle küçümsenmesi yalnızca o bireyin değil, bütün toplumun eksikliğidir.
Okullarımız, sokaklarımız, parklarımız ve kamu binalarımız herkesin rahatça kullanabileceği şekilde düzenlenmelidir. Özel gereksinimli çocuklarımızın eğitimine, gelişimine ve yeteneklerine daha fazla imkân sağlanmalıdır.
En önemlisi de gönüllerimizdeki engelleri kaldırmalıyız.
Çünkü bazen insanın önündeki en büyük engel, bedenindeki bir eksiklik değil, toplumun ona karşı geliştirdiği önyargılardır.
HER ÖZEL EVLAT, BİR AİLENİN UMUDUDUR
Özel gereksinimli bir evlat yetiştiren anne ve babaların yaşadığı zorlukları da görmezden gelemeyiz.
Bir annenin uykusuz gecelerini, bir babanın evladının geleceği için duyduğu endişeleri, ailelerin sabırla verdiği mücadeleyi anlamaya çalışmalıyız.
Bu aileler yalnız bırakılmamalıdır. Devletin, yerel yönetimlerin, eğitim kurumlarının ve toplumun her kesiminin sorumluluğu vardır.
Bir aileye uzatılan yardım eli, yalnızca o ailenin değil, bütün toplumun geleceğine yapılan bir iyiliktir.
Ancak asıl önemli olan, özel gereksinimli bireylerin başkalarına bağımlı kalmadan, kendi yetenekleri ve imkânları ölçüsünde bağımsız bir hayat sürdürebilmelerine destek olmaktır.
ASIL ENGEL SEVGİSİZLİKTİR
Ben inanıyorum ki insanın elleri olmayabilir, ayakları yürümeyebilir, gözleri görmeyebilir. Ama bütün bunlar onun hayal kurmasına, sevmesine, üretmesine ve hayata tutunmasına engel değildir.
Bazen bir insanın elleri yoktur ama yüreğiyle binlerce insana dokunabilir. Bazen yürüyemez ama düşünceleriyle nice yollar aşabilir. Bazen konuşmakta zorlanır ama gözleriyle dünyalar dolusu sevgi anlatabilir.
Yeter ki biz onları anlayalım. Yeter ki fırsat verelim. Yeter ki farklılıklarını bir eksiklik olarak görmeyelim.
Hiç kimse sahip olduğu engel nedeniyle kendisini değersiz, yalnız ya da toplumun dışında hissetmemelidir.
Çünkü bu dünya hepimizin.
Bu hayatın sevinci de hüznü de umudu da hepimize ait.
Unutmayalım, bir insanın elleri olmayabilir ama sevgisiyle bütün dünyayı kucaklayabilir.
Ve unutmayalım ki;
Asıl engel bedende değil, sevgiden ve merhametten uzaklaşmış yüreklerdedir.
Sevginin olduğu yerde umut vardır. Umudun olduğu yerde hayat vardır. Ve sevginin önünde hiçbir engel sonsuza kadar duramaz.