Son gördüğüm rüyamda, akşam vakti tek dizimin üzerine çökmüş, Rodin’in Düşünen Adamı gibi dalgın dalgın toprağa bakarken karşıdan geldi.
YENİDEN MERHABA,
En son 11 Mayıs’ta bir yazımı sizlerle paylaşmıştım.
Uzun bir süre, yaklaşık 130 gün, yeni bir yazı yazabilmenin ve sizlerle paylaşmanın manevi gücünü bir türlü kendimde bulamadım.
55 yıl boyunca her 24 saat birbirimizden haberdar olduğumuz can yoldaşımı, ülküdaşımı, ailemizin yıkılmaz, eğilmez çatı direğini, hızla ilerleyen lanetli bir hastalık sürecinin ardından ahirete kadar kaybettim.
Anladım ki parmak izi gibi, her insanın kaybettikleri için duyduğu ve yaşadığı acı da birbirine benzemiyor; şiddeti ve süresiyle her insanı başka türlü yakıyormuş. Onsuz geçen sürede bu yakıcı duyguları yaşayarak ve derinden hissederek öğrendim.
Son gördüğüm rüyamda, akşam vakti tek dizimin üzerine çökmüş, Rodin’in Düşünen Adamı gibi dalgın dalgın toprağa bakarken karşıdan geldi.
“Ne duruyorsun? Kalk, haydi yürümeye başla.” dedi.
Elimden tuttu, kaldırdı.
Sonra döndü ve gitti…
İşte o rüyanın sabahında, yapmam gerekenleri yapmaya ve yeniden yazmaya karar verdim.
Dualarım onunla.
Nerede kalmıştık?
3. Dünya Savaşı’nda…
Gelen fırtınanın ülkemizde harekete geçirdiği siyasi fay hatlarında…
Ve iyice yaklaşan yeni politik dönemin kodlarını çözmekte…
Hayırlısıyla yeniden “Bismillah!”
Hakkı Şafak Ses