MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin merdivenlerden inerken zorlandığını fark eden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Bahçeli'nin koluna girerek kendisine yardımcı oldu.
Anıtkabirde Devlet Bahçeli-Musavat Dervişoğlu kol kola
Cumhuriyetimizin 103. kuruluş yıl dönümünde, devletin zirvesi Anıtkabir'de buluştu. Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, bakanlar, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, askerî ve mülkî erkân, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün huzurundaydı.
Aslında o gün Anıtkabir'de sergilenen tablo, Cumhuriyet'in ruhunu yansıtan en anlamlı görüntüydü. Farklı siyasi görüşlerin, farklı düşüncelerin, Türkiye'nin bütün renklerinin aynı çatı altında, aynı ortak değer etrafında buluşması…
Ancak törene damgasını vuran, iki siyasi liderin kol kola yürüdüğü birkaç saniyelik görüntü oldu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin merdivenlerden inerken zorlandığını fark eden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Bahçeli'nin koluna girerek kendisine yardımcı oldu.
Son derece doğal, insani ve medeni bir davranıştı bu. Ne var ki Türkiye'de siyaset öylesine kutuplaşmış durumda ki iki siyasetçinin birbirine gösterdiği insani yakınlık bile günün en çok konuşulan olaylarından biri hâline geldi.

Peki, neden şaşırıyoruz?
Devlet Bahçeli ile Müsavat Dervişoğlu, aynı siyasi gelenekten gelen, yolları yıllar önce kesişmiş iki isim. Aralarında uzun yıllara dayanan bir tanışıklık ve siyasi geçmiş var.
Yalnızca onlar mı?
Meral Akşener, Ümit Özdağ, Yusuf Halaçoğlu, Yavuz Ağıralioğlu, Mustafa Destici, Remzi Çayır ve daha niceleri… Bu isimlerin önemli bir bölümü aynı siyasi çevrelerde bulunmuş, yıllarca birbirleriyle yol arkadaşlığı yapmış insanlar.
Bugün farklı partilerde, farklı siyasi tercihlerle yollarına devam ediyor olabilirler. Ancak siyasi ayrılıklar, geçmişteki dostlukların ve insani ilişkilerin tamamen ortadan kalkmasını mı gerektirir?
SİYASET REKABETTİR, DÜŞMANLIK DEĞİL!
Türkiye'de siyasetin en büyük sorunlarından biri, farklı düşüncelerin giderek düşmanlık gibi algılanmasıdır.
Bir siyasi partiyi destekleyenlerin, başka bir partinin liderine selam vermesi bile zaman zaman sorgulanır hâle geldi.
Oysa demokrasi, farklı düşüncelerin bir arada yaşayabilme kültürüdür. Siyasi rekabet, birbirini yok etme mücadelesi değildir.
Birbirimizi eleştirebiliriz. Fikirlerimiz, dünya görüşlerimiz, ülkenin yönetimine ilişkin tercihlerimiz farklı olabilir. Ama bütün bunlar birbirimizin yüzüne bakmamıza, selamlaşmamıza, gerektiğinde koluna girmemize engel olmamalıdır.
Asıl mesele de burada başlıyor.
Türkiye'nin ekonomik sıkıntıları, sosyal sorunları, siyasi gerilimleri ve çözüm bekleyen onlarca meselesi var.
Peki, Anıtkabir'in merdivenlerinde birbirinin koluna girebilen siyasetçiler, Türkiye'nin sorunlarını çözmek için neden aynı masanın etrafında buluşamasın?
İMRALI'YA UZANAN SELAM, ANKARA'DA NEDEN EKSİK KALSIN?
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin İmralı konusunda yaptığı açıklamalar, Türk siyasetinde uzun süre tartışılacak yeni bir dönemin kapısını araladı.
Yıllarca ihtimal dahi verilmeyen konular bugün siyasetin gündeminde konuşulabiliyor.
Öyleyse sormak gerekmez mi?
Devlet Bahçeli, İmralı’ya uzanan dikkat çekici açıklamalar yapabiliyorsa Müsavat Dervişoğlu neden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Erdoğan neden Mansur Yavaş'a, diğer siyasi liderler neden birbirlerine bir dostluk ve diyalog eli uzatmasın?
Elbette herkes kendi siyasi çizgisini koruyacak. Kimse inandığı değerlerden vazgeçmek zorunda değil.
Ama Türkiye'nin ortak meselelerinde konuşabilmek, uzlaşabilmek ve birlikte çözüm aramak neden mümkün olmasın?
Birbirine selam vermek siyasi teslimiyet değil, medeni cesarettir.
TÜRKİYE'NİN İHTİYACI OLAN TABLO
Ben yıllardır siyaseti, siyasi aktörleri ve Türkiye'nin geçirdiği değişimleri yakından takip eden bir gazeteciyim.
Bu ülkede dün imkânsız denilen nice gelişmenin bugün gerçekleştiğine şahit olduk.
Bir zamanlar aynı masaya oturması düşünülemeyenler yan yana geldi. Siyasi rakipler müttefik oldu, müttefikler rakibe dönüştü.
Dolayısıyla siyasette hiçbir ihtimale kesin olarak kapıyı kapatmamak gerekir.
Anıtkabir'de Bahçeli ile Dervişoğlu'nun kol kola yürümesinden mutlaka siyasi bir sonuç çıkarmak doğru olmayabilir. Ancak o görüntüden çıkarılması gereken önemli bir toplumsal ders olduğuna inanıyorum.
Cumhuriyet, yalnızca aynı düşüncede olanların değil, farklı düşüncelere sahip milyonların ortak çatısıdır.
Bu ülkenin insanları seçim meydanlarında farklı partilerin bayraklarını taşıyabilir. Ama söz konusu Türkiye olduğunda aynı bayrağın altında buluşabilmelidir.
Siyasetçiler birbirlerini rakip görebilirler ama düşman görmek zorunda değiller.
29 Ekim'de Anıtkabir'de gördüğümüz o küçük insani davranışın, Türkiye'nin siyasi hayatında daha büyük bir anlayışa dönüşmesini temenni ediyorum.
Çünkü bu ülkenin artık daha fazla kavgaya, kutuplaşmaya ve ayrışmaya değil; konuşmaya, anlaşmaya ve ortak akla ihtiyacı var.
Benim yıllardır olmaz dediğim nice şey oldu.
Kim bilir, belki bir gün bugün olmaz dediğimiz şeyler de olur.
Ve belki o gün, siyasi liderler yalnızca Anıtkabir'in merdivenlerinde değil, Türkiye'nin geleceğine yürürken de kol kola girerler.
İşte Cumhuriyet'in ruhuna yakışan asıl tablo budur.
Zeynel Abidin KIYMAZ
Gazeteci – Yazar